27 Ağustos 2009 Perşembe

Hayatım Değişiyor



"Bilmek, 'sağlıklı insan aklı' ile algılanan gerçeklerin hiç de güvenilir olmadığını anlamakla başlar"
K. Marx
Sekiz sene önce Ankara Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde lisans öğrencisi olduğum sırada ilk psikotik atağımı yaşıyordum. Bu atak esnasında insanların yüzünde maskeler olduğunu, benden gizlenen önemli bir hastalığım olduğunu düşünüyordum. Bu şekilde başlayan hastalığımı ailem fark edince benim için yeni bir dönem başladı. Bu dönemde psikiyatristimle görüşmelerimiz sırasında belki de en çok konuştuğumuz konu hangi yazarları sevdiğim, hangi kitapları okuduğum ve hangi filozoflardan etkilendiğimdi. Başka konuları konuşsak da ben şu anda kitaplarla ve filozoflarla ilgili olan konuların beni atak döneminden çıkardığına inanıyorum. O zaman yirmi yaşındaydım ve en büyük hayalimden biri kendi kitabımın yayımlandığını görmekti. Diğer hayalim ise felsefe bölümünde yüksek lisans yapmaktı. Ancak o sıralarda okulda kaydımı dondurmam gerektiğine karar verdik. Çünkü dinlenmem gerekiyordu. Bu aşamada okulu bitiremeyeceğime yönelik kaygılarımı azaltan psikiyatristim, ailem ve sevgilimdi. Üniversiteden kopmamak için okul kaydını dondurduğum dönemde bazı derslere girdim. Arkadaşlarımın olumsuz tepkileriyle karşılaşmaktan korktuğum halde bu korkumu psikiyatristimle konuşarak azalttık ve korktuğum başıma gelmedi. Arkadaşlarımın da hocalarımın da beni üzen en küçük davranışlarıyla karşılaşmadım. Bu dönemde beni daha güzel günler yaşayacağıma dair cesaretlendiren en önemli olaylardan biri Şizofreni Yazıları dergisindeki yazıları okumak olmuştu. Hem hastalık hakkında bilgileniyor, hem de bu hastalıkla yaşamayı öğrenen insanların deneyimlerinden kendime dersler çıkarıyordum. Beni cesaretlendiren diğer önemli olay Akıl Oyunları filmini izlemek ve bu filmi izlediğimi psikiyatristime anlattığımda onun benden bu filmle ilgili yazı yazmamı istemesidir. Akıl Oyunları ile ilgili yazıyı yazdığım sırada aslında Ankara Üniversitesi’nde lisans eğitimimi yeni tamamlamış ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde yüksek lisans yapmaya hak kazanmıştım. Yüksek lisans eğitimimin ders aşamasında beni cesaretlendiren diğer bir olay ise Şizofreni Hastaları ve Yakınları Dayanışma Derneği ile tanışmam olmuştur. Dernekte çok güzel dostluklar kurduk ve çok özel paylaşımlarımız oldu. Aynı zamanda Sosyal Beceri Eğitiminde öğrendiklerimizle hayatımızdaki sorunları daha kolay aştık. Drama, müzik, resim, yabancı dil, bilgisayar, fotoğraf eğitimleriyle üretken ve sağlıklı olma konusunda önemli adımlar attık. Öğrenmeye ve paylaşmaya devam ediyoruz. Yüksek lisans eğitimimi tamamladıktan sonra doktora yapabileceğime de inandım. Daha doğrusu hep beraber inandık. Bu yıllar içinde yazmayı hiç bırakmadım. Doktora sınavına girdiğim günlerde ilk kitabım “Mavi Çimenlerde Nefes Al” için imza günü yapmaya hazırlanıyorduk. Şu anda Ankara Üniversitesi Sistematik Felsefe ve Mantık Bölümü’nde doktora öğrencisiyim ve ikinci kitabım için hazırlık yapıyoruz. Hayatımı olumsuz yönde değiştirebilecek gibi gözüken hastalığımın beni geliştirecek ve olumlu yönde değiştirecek bir fırsat olabileceğini o günlerde düşünemiyordum. Benim de o günlerde ilk tepkim korkmak ve kızmak olmuştu. Ama bu tepkimin gereksizliğini ve yetersizliğini çabuk kavradım. Şizofreninin ne olduğunu ve onunla nasıl yaşayacağımı öğrendim. Psikoterapiler, düzenli ilaç kullanımı ve dernek sayesinde hayatımı yoluna koyarken yalnız olmadığımı bilmek ve hissetmek bana kuvvet verdi. Küçük adımlar atmakla (diş fırçalama, kısa öyküler okuma, çizgi film izleme vs) başladığım şizofreniyle beraber yaşama yolculuğunun yaşamımın sonuna kadar süreceğini biliyorum. Bu yolculuğu yapan arkadaşlarımın küçük adımları küçümsemeden ve üşenmeden attıkları takdirde onlar için de şizofreninin fırsat olabileceğine inanıyorum.

23 Ağustos 2009 Pazar

Sen Şizofren Olamazsın???




Şizofreni hastası olarak yer aldığım Biz Siz Onlar belgeselinde sokaktan geçen insanlara sorular yöneltmiştim. Şizofreni nedir? Şizofreni hastası tehlikeli midir? Şizofreni hastası çalışabilir mi? Sorulara verilen cevaplar genelde şizofreni hastası tehlikelidir ve çalışamaz yönündeydi. Sonunda da kendimin şizofreni hastası olduğunu söylüyordum ve insanlar "aaaa olamaz" şeklinde yorum yapıyorlardı. Çünkü insanlar bu konuda çok önyargılı. Çünkü medyada şizofreniyle ilgili hep olumsuz haberlere yer veriliyor. Halbuki şizofreni hastası olan bir bireyle şizofreni hastalığı olmayan bir bireyin suç işleme oranlarına bakıldığında "normal" bireylerin de aynı oranda suç işlediği görülüyor. Başarılı,mutlu,çalışkan ve üretken olmaya engel değil şizofreni hastalığı...Tedavi sürecine devam edildiği sürece avukat da olunabilir yazar da...İnsanlar önyargılarını kırsın ve hep beraber renkli nefesler alalım...

21 Temmuz 2009 Salı

Yaşadım



Herkesin yüzünde maskeler olduğunu düşündüğüm de oldu televizyondan mesaj geldiğine inandığım da oldu. Dahi olduğumu düşündüğüm de oldu, güvercinlerin ayaklarında görünmez ipler olduğunu düşündüğüm de oldu. Bu düşüncelerin bütün yaşamımı kapladığı anlarda bir çıkmazda gibi hissettim kendimi. Çünkü bir yandan bunların gerçek olamayacağını düşünüyordum bir yandan da bunların gerçeğin ta kendisi olduğunu düşünüyordum. Bu yaşadıklarımın adı sanrıydı. Bu yaşadıklarımın adı halisünasyondu. Gerçekle uyuşmayan düşüncelere sanrı deniyordu. Maskeler ya da olmayan görüntüler görmeye ve olmayan sesler duymaya da halisünasyon deniyordu. Bunları öğrenmek için kitaplar,dergiler okudum. Şizofreniyi iyice tanıdıkça onu kabul ettim. Onunla barıştım. Sizi çok yıpratmış ve kırmış olsa da bir hastalıkla barışabilirsiniz. Onu ceza olarak görmeyin.Onu tanıyın çünkü onu tanıdıkça ondan korkmanıza gerek kalmayacak.

Şizofreni ya da başka bir rahatsızlık sizi yaşamın sonuna geldiğinize ikna etmemeli...

19 Temmuz 2009 Pazar

Önemli Bir Soru




Hastalıklar içlerinde olanaklılıklar taşıyor fakat ilk başta kimse bundan söz etmiyor. Hastalığın içindeki olanaklılıkları yaşayarak farkedenlere de bu yüzden büyük görev düşüyor. Şizofrenide en genel anlamda gerçekle bağların kopması var. Gerçekle bağların kopuyor diye bu toplumdan dışlanıyorsun. Peki ama bağlarımızı koparttığımız gerçeklik nasıl bir gerçeklik? İçinde savaşların,açlığın, düşmanlığın olduğu bir gerçeklikle bağlarımızın kopması yeni bir gerçekliği düşünebilmek,düşleyebilmek ve o gerçekliği yaratmak için bir fırsat olamaz mı?

17 Temmuz 2009 Cuma

Hayat Devam Ediyor



2000 senesinde şizofreni hastalığıyla tanıştığımda hayatımın uykudan ve ilaçlardan ibaret olacağını düşündüğümde çok yanılmışım. Çünkü şizofreni hastalığıyla tanıştıktan sonra hayatım eskisinden de güzel ve üretken geçmeye başladı. Elbette bunun ilk nedeni hastalığımın fark edilir edilmez tedavinin başlaması ve psikiyatristimin verdiği ilaçları düzenli kullanmaya başlamamdı. Bir diğer neden ise psikiyatristimle düzenli olarak görüşmem ve bu görüşmeler sırasında hastalığın yeniden tekrarlayabileceğini ancak bu durumda da panik yapmaya gerek olmadığını konuşmamızdı. Bu noktadan sonra hayatımı nasıl şekillendirebilirdim sorusunu sormamız gerekiyordu. Çünkü o günlerde Felsefe bölümünde öğrenciydim ve son sınıftaydım. Kafamın karışıklığı geçmeden ve dinlenmeden üniversitede derslere devam edemeyeceğimi konuşmamızla birlikte üniversitede kaydımı dondurduk. Ancak bu noktada hep beraber derslere istediğim zaman katılma kararını aldık. Ben kendimi dinlenmiş ve dersi dinleyebilecek durumda hissettiğimde üniversiteye gidiyor ve dersleri dinliyordum. Bu çabalarım bana hayatın devam ettiğini gösterdi. Ben dursam ve otursam hatta sussam bile hayat devam ediyordu. O halde durmak ve susmak yerine hayata katılmalıydım tıpkı eskisi gibi ve belki eskisinden daha da güçlü bir şekilde...